Selšukoral'in kisisel web sitesi

Candaroğlulları beyliği

CANDAROĞULLARI BEYLİĞİ
(Eflani'de Kurulan Selçuklu Beyliğidir)

a- Candaroğulları Beyliği'nin Kuruluşu
Çobanoğulları'ndan sonra Kastamonu, Sinop ve civarında kurulan Candaroğulları Beyliği'nin müessisi Şemseddin Yaman Candar'dır. Bu sırada Anadolu Selçuklu Devleti Moğolların hakimiyeti altında bulunuyordu. Selçuklu Sultani II.Giyaseddin Mesut'un ilk saltanat döneminde (1284-1296) kardeşi Rükneddin Kılıç Arslan tahtı ele geçirmek için mücadeleye başladı. Bu maksatla bulunduğu Kırım'dan gemilerle gelen Rükneddin Kılıç Arslan Sinop'a çıktı ve oradan Kastamonu'ya geçti . Bu sırada Kastamonu'da Çobanoğlu Mazafferüddin Yavlak Arslan bulunuyordu. Rükneddin Kılıç Arslan, Muzafferüddin Yavlak Arslan'ı kendisine atabey tayin ederek sultanlığını ilân etti. II. Gıyaseddin Mesud, onların üzerine yürüdü ise de yenilerek esir düştü. İlhanlı hükümdarının Sultan Mesud'a yardim için gönderdiği kuvvetler yolda yetiştiklerinden yapılan savaşta Mesud'u kurtardılar. Bu savaşta büyük yararlıkları görülen Şemseddin Yaman Candar'a bu hizmetine karşılık Kastamonu yakınlarındaki Eflani'yi verdi. Böylece Candaroğulları Beyliği kurulmuş oldu. Candar'lık vasfından dolayı Şemseddin Yaman'ın Selçuklu sarayına mensup ümeradan biri olduğu anlaşılmaktadır.

b-I. Süleyman Pasa (1309-1340 ?)
Hâkimiyeti Eflani ve çevresini asamayan Şemseddin Yamani'nin ölümünden sonra yerine oğlu Süleyman Pasa beyliğin başına geçmiştir. Süleyman Pasa çok geçmeden beyliğinin sınırlarını genişlemiş, Kastamonu üzerine giderek ani bir baskınla şehri, Muzafferüddin Yavlak Arslan'ın oğlu Hüsameddin Mehmet'in elinden almıştır. Süleyman Pasa, Kuzey Anadolu'da nüfuzunun artmasından yararlanarak Pervaneoğulları hâkimiyetinde bulunan Sinop'u ele geçirmiş ve idaresini oğlu İbrahim Bey'e vermiştir (1322). Bu sırada Safranbolu da alındığından buranın idaresi de diğer oğlu Ali Bey'e bırakıldı. Süleyman Pasa 1335 yılına kadar İlhanlı hâkimiyetini tanımış, İlhanlı hükümdarı Ebu Said Bahadır Han'ın ölümünden sonra beş sene müstakil olarak hükümet etmiş, kendi adına para bastırmıştır.
Candaroğlu Süleyman Pasa zamanında Kastamonu'yu ziyaret eden ve Süleyman Pasa ile görüşen Ibn Batuta, O'nun hakkında söyle der: "Kastamonu sultani, sultan-i mükerrem Süleyman Padişahtır. Mûmâ-ileyh musin olup yetmiş yasini mütecavizdir. Güzel yüzlü, uzun sakallı, sahib-i vakar ve heybetli bir zaddır. Fukaha ve sulehâ dahil bezmi olur".
Süleyman Paşanın ölüm tarihi kesin olarak bilinmiyorsa da oğlu İbrahim Bey 1341'de hükümdar olduğuna göre bu tarihten önce öldüğü anlaşılmaktadır.

c- I. İbrahim Bey (1241-?) ve Adil Bey (1345-1361)
Sinop valisi olan İbrahim Bey, babasının, kardeşi Candar'ı veliahd göstermesi sebebiyle isyan etmiş ve Kastamonu'ya hâkim olmuştu (1339?). Giyaseddin İbrahim Bey'in hükümdarlığı beş sene kadar sürmüş ve vefâtını müteakip yerine amcası Emir Yakup'un oğlu Adil Bey geçmiştir (1346). Müneccimbaşı, eserinde Adil Bey'in adi gibi adil olduğunu ve uzun müddet beyliğin idaresini elinde tuttuğunu söylemektedir.
Adil Bey'in beyliği dönemine ait elimizde fazla bilgi yoktur ve genel olarak 1361 yılında öldüğü kabul edilmektedir. Onun zamanında Candaroğulları Beyliği, Karadeniz ticareti bakımından önemli gelişmeler kaydetmiş, Ceneviz ve Venedikliler ile ticarî ilişkiler kurulmuştur.

d- Kötürüm Bayezid (1361-1385)
Adil Bey'den sonra yerine Osmanlı tarihlerinde "Kötürüm" lâkâbıyla tanınan oğlu Celaleddin Bayezid Bey geçmiştir (1361). Onun zamanında Candaroğulları Beyliği içte ve dışta pek çok hadiselere sahne olmuştur. Önceleri Celaleddin Bayezid, Osmanlı Padişahı I.Murat (Hüdavendigar)'la dostça geçiniyordu. Hatta itaatini dahi arz etmişti.
Bayezid, komşusu olan beyliklerden Sivas'taki Kadi Burhaneddin ile bozuştu. Sebep ise Amasya'da bulunan damadı Ahmet Bey'in, Kadı Burhaneddin tarafından öldürülen babası Sadgeldi Pasa'nın intikamını almak için kendisinden yardim istemesi oldu. Kötürüm Bayezid damadına iki defa yardim ettiyse de her defasında mağlup oldular (1383-4).
Bu sırada Candaroğulları Beyliği'nde iç karışıklıklar bas gösterdi. Bayezid'in tahtını küçük oğlu İskender'e bırakmak düşüncesinde olması büyük oğlu Süleyman bey tarafından tepkiyle karşılandı. Kardeşini öldürerek babasına isyan eden Süleyman sonunda Osmanlı padişahı I.Murat'a sığınarak ondan yardim istedi. Böylece iki beylik arasındaki dostluk sona erdi ve I. Murat bir Osmanlı ordusunu Süleyman Bey komutasında Bayezid üzerine yolladı. Kastamonu'da yapılan savaşta Kötürüm Bayezid yenildi ve Sinop'a çekilmek zorunda kaldı (1383). Böylece Candarogullari Beyliği birinin merkezi Kastamonu ve diğerinin Sinop olmak üzere ikiye ayrıldı. Süleyman Pasa'nin Kastamonu'da hükümdarlığı uzun sürmedi.Osmanlıların baskısına tahammül edemeyen Süleyman Pasa Kastamonu'yu terk etti. Ancak halkın Onun tarafını tutması üzerine I.Murat burada daha fazla tutunamayacağını anlayınca Kötürüm Bayezid'e haber göndererek fethettiği kaleleri kendisine terkettigini bildirdi. Kötürüm Bayezid Bey, bu fırsatı kaçırmayarak Kastamonu'yu tekrar eline geçirdi. Bu durum karsısında Süleyman Pasa, ikinci defa Sultan Murat'tan yardim istedi ve Osmanlılar'ın yardımıyla Kastamonu'yu yeniden aldı (1384).
Bu son hadiseler sırasında hasta olan Kötürüm Bayezid Sinop'a çekildikten bir süre sonra vefât etti. Yerine Sinop Beyliği'ne oğlu Isfendiyar Bey geçti (1385).

e- II.Süleyman Pasa (1385-1392)
Süleyman Pasa, Kastamonu'da Beyliğin idaresini ele geçirdikten sonra himayesini gördüğü Osmanlı Devleti ile dost geçinmeye büyük önem gösterdi. Hatta Osmanlı Padişahı I.Murat'ın Karaman'a karsı yaptığı sefere (1386) ve Balkanlar'daki I.Kosova Savası'na (1389) yardımcı kuvvetler göndererek iştirak etmiş oldular. Bu dostluk Yıldırım Bayezıt'ın ilk yıllarında da devam etti. Ancak, Yıldırım Bayezıt'ın Anadolu Beyliklerini kendi hâkimiyeti altında toplamak istemesi ve bu amaçla Candarogulları'nın da yardımıyla Bati Anadolu Beyliklerini ortadan kaldırılması, Süleyman Paşa'yı kendi beyliğinin geleceği konusunda endişeye düşürdü. Bu sırada hemen bütün Anadolu Beylikleri, Osmanlı Devleti'ne karsı birleşmekte idiler. Candaroğlu II.Süleyman Pasa da Sivas hükümdarı Kadı Burhaneddin ile anlaştı. Yıldırım Bayezıt'ın Kastamonu üzerine yürümesi karsısında Süleyman Pasa, Kadı Burhaneddin'den yardim istedi. Kadı Burhaneddin'in yardıma karar vermesi ve Yıldırım Bayezıt'ı tehdit eden mektup göndermesi Osmanlı ordusunun geri dönmesini sağladı. Ertesi yıl (1392), Yıldırım tekrar Kastamonu üzerine yürüdü. Fakat, Kadı Burhaneddin'in yardim için geldiği haberini alınca yeniden geri dönmek zorunda kaldı. Nihâyet, Nisan 1392'de Osmanlı ordusu gerekli hazırlıklarla Kastamonu'ya doğru ilerledi. Süleyman Pasa, Kadı Burhaneddin'in yardımını sağlayamadan Yıldırım Bayezid tarafından mağlup edilerek öldürüldü. Böylece Osmanlı padişahı Bayezid, Kastamonu'daki Candarogullari Beyliği'ne son vermiş oldu.

f- Isfendiyar Bey (1392-1439)
Ebu'l-feth ve Çelebi gibi unvanlarla anılan Isfendiyar Bey Kastamonu topraklarını ele geçiren Osmanlı ordusunun Sinop'u tehdit etmesi üzerine Bayezid'e bir elçi gönderdi. Osmanlı tabiliğini tanıyacağını ve Sinop'un kendisine bırakılmasını isteyen Isfendiyar Bey, babası ile kardeşinin isyanlarından kendisinin mesul tutulmamasını istedi. Onun bu isteği Yıldırım Bayezid tarafından kabul edildi ve iki taraf arasında Kıvrım Yolu sınır tayin edildi (1392).
Böylece Candarogullari Beyliği, Sinop'ta Isfendiyar Bey kolundan devam etti. Isfendiyar Bey'in yarim asra yakın süren hükümdarlığı döneminde, Candaroğulları Beyliği, Osmanlı tarihlerinde Isfendiyar oğulları olarak meşhur olmuştur.
Yıldırım Bayezıt'ın Ankara Savası'nda (1402) Timur'a mağlup ve esir olması üzerine Isfendiyar Bey, Osmanlı tabiiyetinden kurtulmuştur. Timur'un Batı'ya doğru ilerlediği haberini alan Isfendiyar Bey deniz yoluyla gelerek Mentese'de Timur'la görüştü ve pek çok hediye vererek bağlılığını bildirdi. Timur, buna karşılık Isfendiyar Bey'e kendisinin sahip olduğu topraklara ilave olarak Kastamonu, Çankırı, Kalecik ve Tosya gibi eski Candaroğulları Beyliği'nin eski topraklarını da verdi.
Isfendiyar Bey, Timur'un himayesinde Candaroğulları Bey'i olarak idareyi ele aldı ve bastırdığı paralarla Timur'un adini zikretti. XV. yüzyılın başlarında Anadolu'ya gelen İspanyol seyyahı Clanjo, Candaroğulları Beyliği hakkında bilgi verirken, Isfendiyar Bey'in Timur'a vergi verdiğini, onun adına para bastırdığını, İnebolu'nun beyliğin sınırları içinde olduğunu yazmıştır.
Timur'un Anadolu'yu terk ederek Semerkand'a dönmesinden sonra Yıldırım Bayezıt'ın oğulları arasında çıkan taht mücadelelerinde Isfendiyar Bey, ihtiyatlı bir siyaset takip etmiş, kendisine zarara gelmeyecek şekilde şehzadeler arasında taraf tutmuştur. Önceki Mehmet Çelebiye karsı Isa Çelebiyi desteklemişti. Ancak Mehmet Çelebinin varlık göstererek Anadolu'da kuvvetli bir şekilde birliği sağlamayı başarması üzerine yeniden dostluk kuruldu. Rumeli hakimi olan Süleyman Celebi'nin Anadolu'ya geçmesi karsısında Mehmet Çelebi ile Isfendiyar Bey, müşterek hareket etmek zorunda kaldılar. Bu arada Candaroğlu Isfendiyar Bey, Musa Celebi'nin Sinop yoluyla Rumeli'ye geçmesine yardımcı oldu. Daha sonra Mehmet Celebi'nin Karaman (1415-16) ve Eflâk (1416-17) üzerine tertip ettiği seferlerde Osmanlılar'a yardim eden Isfendiyar Bey, oğlu Kasım Bey denetiminde yardımcı bir ordu gönderdi.

g- Candaroğulları Beyliği'nin Parçalanması
Isfendiyar Bey, kendi idaresi altında bulunan topraklardan Çankırı, Kalecik ve Tosya'yı en çok sevdiği oğlu Hızır Bey'e vermeyi düşündüğünden, bunu öğrenen ve Mehmet Çelebiye yardim için Rumeli'ye giden Kasım Bey babasına darılmıştı. Hatta, Eflâk Seferinden dönüşte Kastamonu'ya gitmeyerek, babasının kardeşine vermeyi düşündüğü yerlerin kendisine alınmasını istemiş ve Osmanlı himayesine sığınmıştı. Oğlunun bu davranışından memnun kalmayan Isfendiyar Bey, Osmanllar'n isteğine karsı çıkamadığından Mehmet Çelebiye bir elçi göndererek Çankırı, Kalecik ve Tosya'yı Kasım Bey'e değil, Osmanlı hükümdarına bıraktığını arz etti. Bunun üzerine Çelebi Mehmet, Ilgaz dağını sinir kabul ederek, Isfendiyar Bey'in bıraktığı yerleri, Osmanlı hizmetine giren Kasım Bey'e verdi. Böylece Candaroğulları Beyliği biri yari bağımsız, diğeri Osmanlı hâkimiyetinde olmak üzere şeklen ikiye bölündü. Daha sonra Samsun ve civarını Osmanlı topraklarına katmak isteyen Çelebi Mehmet, Cenevizlilerden Kâfir Samsun'u, Isfendiyaroglu Hızır Bey'den de Müslüman Samsun'u aldı (1419). Bu sefer sonunda Candaroğulları Beyliği'nin sınırları doğuda Sinop, güneyde Ilgaz ve batıda Araç kasabası tarafından çevrilmiştir.
Osmanlı Devleti'ndeki saltanat değişikliğinden kendi lehine yararlanmak isteyen Isfendiyar Bey, II.Murat'ın padişahlığının ilk döneminde oğlu Kasım Bey üzerine giderek elindeki yerlerden çıkardı. Bilahare Osmanlı ordusunun karsı koymasıyla Isfendiyar Bey yenilerek Sinop'a çekilmek ve barış istemek zorunda kaldı (1423). Bunun üzerine yapılan antlaşma şartlarına göre, Isfendiyar Bey, II. Murat'a tabi olacak, her sene padişahın seferlerine asker gönderecek ve Küre-i Nü has gelirlerinden önemli bir kısmini Osmanlı Devletine verecekti.
Isfendiyar Bey, II.Murat ile dost geçinmek mecburiyetinde olduğunu görünce iki hanedan arasında aile bağı kurmaya çalıştı ve oğlu II. İbrahim Bey'in kızını II. Murat'a nikahladı. Böylece, Candaroğulları Beyliği bir müddet daha yasama imkânı bulmuş oldu.
Isfendiyar Bey yetmiş küsur yasında 1440 yılında Sinop'ta öldü. Onun zamanında Candaroğulları Beyliği'nin iktisadi ve ticâri hayati önemli ölçüde gelişmiş, Sinop limanı vasıtasıyla Venedik ve Cenevizlilerle pek çok ticâret yapılmıştı. Ayrıca Kastamonu'da bulunan ve ihraç edilen bakir madeni de beyliğin önemli gelir kaynaklarındandı.

h- II.İbrahim Bey (1439-1443)
Isfendiyar Bey'in ölümünden sonra yerine "Taceddin" ünvanı ile anılan oğlu İbrahim Bey geçti (1439). Dört sene süren Beyliği sırasında, Osmanlı hanedanı ile olan akrabalığının da tesiriyle herhangi bir hadise vuku bulmadı. II.Murat'ın kayınpederi ve eniştesi olan İbrahim Bey, beyliğin iç ve diş siyasetinde barışçı ve ahitlere bağlı bir politika uyguladı. 1443 senesinde Sinop'ta ölen İbrahim Bey, diğer bazı Anadolu Beyleri gibi "Sahibü's-seyf ve'l-kalem" unvanı ile de anılmıştır.

i- İsmail Bey (1443-1461)
II. İbrahim Bey'in ölümünden sonra Candaroğulları beyliğinin başına, bu hanedan içinde meydana getirdiği hayır müesseseleri ile ilim ve fazilet bakımından en değerlisi olan İsmail Bey geçti. Cemaziyülevvel 822 (Haziran 1419) tarihinde doğan İsmail Bey, 1443'de beylik tahtına oturdu. Kemalettin unvanı yanında Ebu'l-Hasan künyesi ile de tanınan İsmail Bey, saltanatının ilk yıllarında beyliğin birliğini muhafaza etmek için kardeşi Kızıl Ahmet Bey ile uğraşmak zorunda kaldı. Kızıl Ahmet, babasının yerine geçmek istiyor ve bu amaçla da Osmanlı Devleti'nden yardim umuyordu. Osmanlılar ise sadece Bolu sancağını Kızıl Ahmet Bey'e vermekle yetindiler. Fatih Sultan Mehmet'in Osmanlı tahtına çıktığı ilk yıllarda bazı Anadolu beylikleri ile anlaşmazlıklar olduğu halde, Candaroğlu Beyliği ile barısı bozucu bir olay meydana gelmedi. Hatta İstanbul'un kuşatılması için yapılan hazırlıklara katıldılar. Daha sonra 1452 kışında İstanbul'a karsı başlatılan kuşatılmada Candaroğlu İsmail Bey'in kuvvetleri İstanbul'u abluka altına aldılar. Asil kuşatma sırasında harp sahasında bulunan İsmail Bey'in oğlu Kasım Bey Mayıs 1453'de başlayan asil hücumdan önce imparatora gönderilerek teslim teklifinde bulunmuştu.
İstanbul'un fethinden sonra, Anadolu'da birliği sağlamak için, beylikler sistemine son vermek gerektiğini gören Fatih, bu politikasını uygulamakla Osmanlı-Candaroğulları ilişkisinin bozulmasına sebep oldu. Kurulusundan itibaren Osmanlı Devleti için hastane bir siyaset takip eden Candaroğulları Beyliği, Anadolu'da büyük bir tehlike teşkil ettiği gibi, elinde bulundurduğu bölgenin siyasî, coğrafi ve ekonomik önemi sebebi ile de Fatih'in ilgisini çekmişti.
Topraklarının, Osmanlı hedef sahası içine girdiğini gören İsmail Bey, beyliğinin varlığını korumak için Trabzon-Rum İmparatorluğu aracılığıyla Bati Hıristiyan dünyası ile temasa geçti ise de sonuç alamadı. Çok geçmeden Fatih Sultan Mehmet, Kuzey Anadolu'yu topraklarına katmak amacıyla sefere çıktı. Bu seferin, kendi üzerine yapıldığını zanneden İsmail Bey, Kastamonu'yu terk ederek Sinop'a çekildi ise de, Osmanlı kuvvetlerinin sadece Amasra'yı aldığını öğrenince, padişaha hediyeler göndererek bağlılığını bildirdi.
Fatih Sultan Mehmet Trabzon seferi hazırlıkları sırasında İsmail Bey'e de mektup göndererek, askerleriyle yardıma hazır olmasını ve Sinop limanına gelecek Osmanlı donanmasının ihtiyacının karşılanmasını istemişti. 1461 yılı kışında sefer hazırlıklarını tamamlayan Fatih, sadrâzam Mahmude Pasa'nın İstanbul'da hazırladığı donanmayı Sinop'a gönderdi ve Osmanlı kara ordusu Ankara'ya hareket etti.
Isfendiyar Bey, mektupta kendisinden istendiği gibi oğlu Hasan Bey kumandansındaki bir orduyla Ankara'ya gelen Osmanlı ordugâhında Candaroğlu Beyliğini ele geçirebilmek için Osmanlı himayesine giren Kızıl Ahmet de bulunuyordu. Muhtemelen Onun teşvikleriyle Ankara'ya gelen Hasan Bey, Fatih'in emriyle hapsedildi.
Fatih, Candaroğulları Beyliğini Kızıl Ahmet Bey'e vererek Osmanlı kuvvetleriyle Kastamonu üzerine yolladı ve arkasından da Mahmude Paşa'yı gönderdi. Kendisi en arkadan hareket eden Fatih, böylece İsmail Bey'i zor bir duruma düşürdü. Bütün bu gelişmeleri haber alan İsmail Bey, acele ile Kastamonu'dan Sinop'a çekildi ve savunma hazırlaklarına başladı. Mahmude Pasa Kastamonu'ya gelince oradan yeni bir ordu hazırlayarak Sinop'a yürüdü. Şehir karadan ve denizden kuşatıldı. Bu sefer sırasında divân kâtibi olan tarihçi Tursun Bey'in verdiği bilgiye göre Mahmude Pasa, İsmail Bey'e Tursun Bey'in kaleme aldığı bir mektup gönderdi ve teslim olmasını istedi. Yapacak bir şey olmadığını anlayan Candaroğlu İsmail Bey, Sinop'u Osmanlı kuvvetlerine teslim etmek zorunda kaldı (1461). Bu sırada Sinop'ta bulunan Fatih Sultan Mehmet huzuruna kabul ettiği İsmail Bey'i ikram ile karşıladı ve gönlünü hoş tutmasını istedi. İlim ile temayüz etmiş bulunan Candaroğulları Beyliği'nin son temsilcisi sayılabilmiş bulunan Candaroğulları Beyliği'nin son temsilcisi sayılabilecek İsmail Bey kendisine verilen Bursa Yenişehir'i, İnegöl ve Yar hisar taraflarına gitti. Ankara'da hapsedilen oğlu Hasan Bey ise Bolu sancakbeyliğine tayin edildi.
Ancak, Trabzon seferi dönüsünde Mora sancağına tayin edilen kardeşi Kızıl Ahmet'in Uzun Hasan'a sığınması üzerine İsmail Bey de bu emre uymayıp kendi isteğiyle Anadolu'dan Rumeli'ye nakledilerek Filibe'de dirlik verildi. İsmail Bey, hayatinin bundan sonraki kısmini burada geçirdi ve altmış iki yasında vefat etti. Onun Beyliği döneminde Candaroğulları Beyliği bir refah devri yasamıştır.

i- Kızıl Ahmet Bey (1461)
Kastamonu ve Sinop Osmanlı toprakları arasında katıldığı halde bölgenin idaresi İsmail Bey'in kardeşi Cemaleddin Kızıl Ahmet'e bırakılmıştı. Kızıl Ahmet Bey'in son Candaroğulları beyi olarak bulunması kısa sürmüştür. Öyle anlaşılıyor ki, gerçekte Osmanlı idaresine alınan Kastamonu ve civarının Kızıl Ahmet Bey idaresine bırakılması Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet'in siyasi bir taktiği idi. Çünkü o sırada Fatih, Trabzon üzerine bir sefer düzenlemiş bulunuyordu. Muhtemelen Trabzon yolu üzerinde bulunan bölgede bir karışıklık çıkmasını istemiyordu. Nitekim, Trabzon'un fethinden dönen Fatih, Kızıl Ahmet Bey'i Mora sancakbeyliğine tayin ederek Kastamonu'dan uzaklaştırmış ve Candaroğulları Beyliği'ne son vermiştir. Ancak bu durumdan memnun kalmayan Kızıl Ahmet Bey, bu emre uymamış ve mücadeleye girişmiştir. Önce Karamanoğlu İbrahim Bey'e sığınmış ve daha sonra Ak koyunlu hükümdarı Uzun Hasan'ın himayesine girmiştir (1461). Bu tarihten itibaren Fatih ile Uzun Hasan'ın hesaplaşması olan Otluk beli savasına (1473) kadar Uzun Hasan'ın yanında ve hizmetinde kalan Kızıl Ahmet Bey, bu savaşta Uzun Hasan'ın mağlup olması üzerine siyasi bir şahsiyet olarak önemini kaybetmiştir. Fatih'ine ölümünden sonra tekrar Osmanlı Devleti'nin hizmetine girdiği rivayet edilen Kızıl Ahmet Bey'in bundan sonraki hayati hakkında kesin bilgiler mevcut değildir.

k- Candaroğulları Beyliği'nde Sosyal ve Ekonomik Durum
Kastamonu ve Sinop gibi Kuzey Anadolu'da iki önemli Şehir ve çevresine sahip olan Candaroğulları Beyliği XIV. yüzyılın ilk yarısında güçlü bir siyasî kuruluş olarak varlık gösterdiler. Anadolu Selçuklu Devleti'nin Moğol baskısı altında dağılması sırasında uçlarda kurulmaya başlayan beyliklerde yeni bir canlılık gözlenmekteydi. Çobanogulları Beyliği'nin yerleşmiş olduğu Kastamonu ve civarını ele geçiren Candaroğulları, bu bölgeyi Anadolu'nun en büyük ve güzel beldelerinden biri haline getirdiler.
XIV. yüzyılın ilk yarısında Kastamonu'ya gelen ve Candaroğlu I. Süleyman Pasa ile görüşen Ibn-i Battuta, kendisine yapılan iyi muameleyi zikretmiş ve ucuzluktan söz etmiştir. Beyin etrafında teşekkül eden sosyal tabakayı ise su şekilde dile getirmektedir.
"Cuma günü ikametgahından baud olan mescide rahiben azîmet sultânin adetidir. Mescide-i mezkûr ahsabdan üç tabakayı havidir. Sultan ile ricâl-i devlet, kadi, fukahâ ve vücûh-i asâkir alt tabakada ve Efendi yani sultânin biraderi ile ashâb u huddâmi ve ahâli-i beldeden bazıları orta tabakada ve sultânin esgar evladı olan ve Cevad tesmiye kılınan veliahdı ile ashâb-i memelîk ve huddâmi ve sâir halk üst tabakada edâ-i salât ederler. Huffâz ictimâ ile mihrabın önünde halka teşkil edip hatip ve kadi dahi bunlarla beraber oturur".
Yine XIV. yüzyıl coğrafyacılarından el-Ömer'i, Mesâlikü'l-ebsâr adli eserinde Candarogullari'nin sosyal ve ekonomik durumunu ilgilendiren bilgiler vermektedir. el-Ömer'i, Karadeniz kıyısında bulunan Kastamonu'nun önemli bir mevkii bulunduğunu, özellikle Sinop'un Karadeniz kıyıları ile olan irtibatını ve ehemmiyetini anlatır. Candaroğulları Beyliği'nin yöneticileri ve halkın bunlara bağlılığı ile bölgenin ekonomik durumu hakkında bilgi verir.
İslâm toplumunun sosyal hayatında önemli bir yeri olan vakıf müessesesinin de Candaroğulları Beyliği sınırları içinde büyük ölçüde yaygınlaştığını görüyoruz. Yerleşik hayata geçmeyi, şehirleşmeyi sağlayan ve meşkur bölgeler oluşturulmasında önemli bir yeri olan vakıf eserler arasında, cami, medrese, imaret, zaviye gibi dinî ve içtimâî maksatlarla kurulmuş pek çok müessese bulunuyordu.
Yerleşik hayatin önemli bir birimi olan Şehir, Anadolu Selçukluları ve Beylikleri döneminde Anadolu'nun iç ve diş ticaretini sağlayan önemli merkezlerdi. Büyük ticaret yolları üzerinde kurulan şehirlerde büyük bir refah göze çarpıyordu. Candarogullari'nin sahip olduğu Sinop büyük ticaret yollarının ulaştığı Karadeniz kıyısındaki önemli bir iskele idi. Cenevizliler buradaki antrepoları vasıtasıyla Anadolu'daki malları ihraç ve kendi mallarını ithal ediyorlardı. Sivas'ta yerleşen Ceneviz tüccarları Doğu ve Güneyden gelen emtiayı kervanlarla Karadeniz limanlarından olan Trabzon'a, özellikle Samsun ve Sinop'a gönderiyorlardı. Dolayısıyla Samsun ve Sinop'ta çok canlı bir ticaret yapılıyordu. Nitekim, Çelebi Mehmet zamanında Samsun üzerine sefer yapıldığında önce Ceneviz elindeki Kâfir Samsun sonra Isfendiyar Bey oğlu Hızır Bey idaresindeki Müslüman Samsun alındığında, Osmanlı padişahı Hızır Bey'e şehri niçin savunmadığını sormuştu. Bunun üzerine Hızır Bey "Bizim şehrimizin dirliği Kafir Samsun sayesinde idi, o da sizin elinize geçti" diyerek Cenevizlilerle olan ticaret kapısının kapandığını söylemek istemiştir. beyliğin, Sinop limanı vasıtasıyla Venedik ve Ceneviz ile iktisadî-ticarî münasebetlerini geliştirdiği Venedik Devlet Arşiv vesikalarından anlaşılmaktadır. Kastamonu ise önemli bakir ve demir madeninin çıkartıldığı bir merkez idi. Bakir madeninin bulunduğu Küre, beyliğin idaresinde bulunuyordu. Önemli bir sanayi maddesi olan bakir çok eski dönemlerden beri kullanıldığı gibi bu dönemde ve Osmanlılar devrinde de önemini sürdürmüştür.
Candarogullari Beyliği, Cenevizlilerle yaptıkları alış-verişlerinde üzerinde çift balık resmi bulunan ve Dârü's-saâde-i Sinop yazılı bakir paralar kullanmışlardı.

l- Candarogullari Beyliği'nde Ordu ve Donanma
Candarogullari Beyliği'nde sosyal ve ekonomik hayatta görülen refah, beyliğin askerî gücü ile de alakası olması bakımından önemlidir. beyliğin sahip olduğu kara ordusu yirmi beş bin süvari olup, Osmanlı devletinin yanında Rumeli ve Anadolu'da seferlere katılıyordu. Ayrıca uç Beyliği olması ve Bizans hududunda bulunması sebebiyle zaman zaman Bizans üzerine akınlar yapıldığı gibi Fatih'in İstanbul kuşatmasına iştirak etmişti.
Candarogullari Beyliği'nin önemli bir diğer askerî gücü donanma idi. beyliğin Sinop limanında bir tersanesi bulunuyordu. Donanmanın miktarı hakkında kesin bir bilgi mevcut değilse de, daha Selçuklular zamanında Sinop'ta donanma bulunduğu ve Çobanogulları Beyliği ve kurucusu Hüsameddin Çoban'in buradan donanma ile Kırım'a sefer yaptığı bilinmektedir. Daha sonra Pervaneogullari idaresinde kalan Sinop'ta yine güçlü bir donanma vardı. Candarogullari donanması da 1361'de Cenevizler idaresindeki Kefeyi ele geçirmek üzere teşebbüslerde bulunmuştu. Isfendiyaroglu İsmail Bey'in Sinop'un Osmanlılar'ın eline geçmesinden önce inşa ettirdiği gemi 900 ton taşıyacak büyüklükte idi. Daha sonra Osmanlı donanması için örnek teşkil eden bu gemi Fatih Sultan Mehmet tarafından İstanbul'a gönderildi.

m- İlmî ve Kültürel Faaliyetler
Candarogullari, iki yüzyıla yaklaşan hükümdarlıkları zamanında ilim ve sanat adamlarını himaye ederek pekçik Türkçe eser yazılmasına ve Türkçe'nin ilim dili olmasına yardımcı olmuşlardır.
Candarogullari Beyliği zamanında, Kastamonu, Anadolu'nun önemli ilim ve kültür merkezlerinden biri oldu ve bu durumunu Osmanlılar zamanında şehzade sancağı olduğu zamanlarda da sürdürdü.
beyliğin asil kurucusu olan ve sınırlarını genişleten I. Süleyman Pasa, çevresinde oluşturduğu ilim meclisleri ile kültür faaliyetlerinin yaşatılmasına önayak olmuştur.
Candarogullari Beyliği döneminde kaleme alınan ilk eser Kutbeddin Sirazi tarafından I. Süleyman adına yazılmıştır. İmam-i Gazali'nin Ihyau Ulumi'd-Din adli eserinden seçmeler yapılarak hazırlanan eser Intihab-i Süleymanî adıyla Farsça olarak telif edilmiştir.
Kötürüm Bayezid adına da Ebe Mihnef'e Hz. Hüseyin'in sehadetini anlatan Destân-i Maktel-i Hüseyin adli manzum mesnevî Yusuf tarafından tercüme edilmiştir. 
Devrinde ilmî ve kültürel çalışmaların önem kazandığı iki Candaroğlu beyi Isfendiyar Bey ile torunu İsmail Bey'in Isfendiyar Bey adına kaleme alınan eserler arasında Sinop'la hekim Mümin bin Mukabil bin Sinan'ın Kitaba-u Miftâhu'n-nûr ve Hazâinü's-sürûr adli göz hastalıkları ile ilgili tib kitabi, yine Isfendiyar Bey'in emriyle oğlu İbrahim'in okuması için yazılan Cevahirü'l-esdâf isimli Türkçe Kur'an-i Kerim tefsiri, diğer oğlu Hızır Bey adına tercüme edilen Mirâcnâme, yine oğlu Kasım Bey adına yazılan Türkçe Hulâsatü't-tib kitapları bulunmaktadır.
Bu hanedanın ilim ve edebiyatı himaye hususunda en mühim siması İsmail Bey'dir.
Hulviyyât-i Sahî adli fikiihtan fürûa dair 78 bab üzerine Türkçe bir eser yazmış olan İsmail Bey, kendisi de büyük bir âlimdir. Onun adına yazılan eserler arasında Kastamonu'yu Ömer bin Ahmet'in Risale-i Münşiye adli yedi kiraata dair geniş Türkçe Tecvidi, Yunus bin Halil'in Miyarü'l-ahyar ve'l-esrar adli Türkçe tasavvuf kitabi bulunmaktadır. Yine İsmail Bey'in emriyle yapılmış mütercimi bilinmeyen bir Kimya-yi Saadet tercümesi vardır. İsmail Bey, Niksarlı Muhyiddin Mehmet için yaptırdığı kütüphaneye ser'î ve aklî ilimlere dair üç yüz kitap bağışlamıştır.
Candarogullari devrinde edebiyat sahasında da bir canlılık görülmektedir. Kastamonu ve Sinop XV. yüzyılın ilk yarısında sair ve âlimlerin himâye edildiği önemli bir merkez olmuştur. XV. yüzyıl başlarında yetişen Anadolu sairlerinden Sinoplu Mehmet, Kastamonulu Derviş Türabî ile İsmail Bey'in çevresinde bulunan Hammidî Hâkî, Senâyî, Dâî gibi sairler Candarogullari döneminde varlık göstermişlerdir.

n- İmar Faaliyetleri
İlim ve kültür sahasında önemli gelişmelere sahne olan Candarogullari Beyliği'nin merkezi Kastamonu ve Sinop'ta pek çok cami, medrese, imaret, han, hamam, türbe ve çeşme inşa edildi.
Candarogullari Beyliği'nin kurulusu sırasında beylik tahtında bulunanlar daha çok beylik sınırlarını genişletmek ve idarî teşkilatı yerleştirmek ile meşgul oldular. Bu sebeple ilk dönemde pek imar faaliyetleri görülmez. Nitekim I. Süleyman Pasa sadece Taşköprü'deki Çobanogulları devrinden kalan Muzafferüddin medresesini tamir ettirmiştir (1329). I. İbrahim Bey de I. Izzeddin Keykavus'un Sinop'un iç kalesinde yaptırdığı camii 1341'de yeniden inşa ettirmiş ve bu cami daha sonra İbrahim Bey Camii olarak anılmıştır. Adil Bey'in oğlu Mahmude Bey Kastamonu'ya bağlı Kasabada bir cami inşa ettirmiştir. Kötürüm Bayezid Bey de Sinop'ta Cami-i Kebir (Ulu Cami) denilen Sultan Alaaddin camiini tamir ettirmiş (1385) ve Araç kasabasında bir cami yaptırmıştır. Candarogulları beyleri içinde ilk defa büyük bir tesis kuran Isfendiyar Bey'dir. Kastamonu'daki kendi adıyla anılan mahallesinde cami, zaviye ve hamam inşa ettirdi. Yine Devrekanî'nin Kasaplar köyünde Mescide ve Boyabat'ta medrese bina ettiren Isfendiyar Bey'in tamir islerine de önem verildiği bilinmektedir. Isfendiyar Bey'in oğlu Kasım Bey de Çankırı'da cami, imaret ve zaviye yaptırmıştır. II. İbrahim Bey'in de Kastamonu'da Ak tekke diye de bilinen bir imareti vardır.
Candarogulları Beyleri arasında inşa faaliyetleri bakımından önemli yeri olan ikinci kişi İsmail Bey'dir. Kastamonu, Sinop ve civarında pek çok tesisi bulunmaktadır. Ayrıca ömrünün son zamanlarını geçirdiği Filibe'de de imar hareketlerini devam ettirmiştir. İsmail Bey'in Kastamonu'da inşa ettirdiği en önemli külliyesi, önceleri Sehinsah Kayası ve sonraları Küçük İmaret, Aşağı İmaret diye bilinen cami, on odalı medrese, imaret, türbe ve kütüphaneden meydana gelen tesirdir. Bu külliyenin inşa tarihi 1454'dür. İsmail Bey'in yine Kastamonu'da bir kervansaray, Sinop'ta çeşme, Araç'ta han ve çeşme, Boyabat'ta imaret, Boyabat'ın Mana kasabasında Mescide, Araç'ın Boyalı ve Küre-i Hadid köylerinde cami, Oyacali köyünde hamam, Küre-i Nühas'ta hamam, Taşköprü'nün Gökçe nahiyesinde kervansaray, Göl nahiyesinin Kemah ve Kavalca köylerinde Cami ve çeşme, Devrekani'de Mescide ve hamam ve Çayırcık köyünde bir Mescide yaptırmıştır. İsmail Bey Filibe'de bulunduğu sırada burada Saraçhane camii ile Mar kova köyünde Mescide, hamam ve su yolları inşa ettirmiş ve vakıflar tesis etmiştir.
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=